Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye Varlık Fonu (TVF) üzerinde Sayıştay denetiminin etkili bir şekilde uygulanamadığını ve fonun, kamuoyu denetiminden kaçırıldığını iddia etti. CHP Grup Başkanvekili Tekin Bingöl ve Ankara Milletvekili Murat Emir, milyarlarca liralık kamu varlığının yönetildiği fonun şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından büyük zafiyetler taşıdığını vurguladı.
Muhalefet partisi temsilcileri, Varlık Fonu’nun kuruluşundan bu yana tartışma konusu olan denetim mekanizmasının, yapılan yasal düzenlemelerle Sayıştay’ın dışına çıkarıldığını ve bunun anayasal ilkelere aykırı olduğunu belirtiyor. Bu durumun, kamu kaynaklarının etkin ve şeffaf kullanımı konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğu ifade ediliyor.
Türkiye Varlık Fonu’na Yönelik Kritik İddialar
CHP’li vekillerin açıklamalarına göre, Türkiye Varlık Fonu’nun, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu kuruluşları gibi Sayıştay’ın genel denetimine tabi olmaması, fonun mali yapısı ve harcamaları hakkında kamuoyunun yeterli bilgiye ulaşmasını engelliyor. Bu durumun, özellikle fon bünyesinde bulunan stratejik kamu şirketleri göz önüne alındığında, ülkenin ekonomik geleceği açısından riskler barındırdığı ileri sürülüyor.
Kimler Bu İddiayı Dile Getirdi?
- Tekin Bingöl: CHP Grup Başkanvekili, Varlık Fonu’nun denetimden kaçırılmasını “büyük bir yanlış” olarak nitelendirdi ve anayasal ilkelerle çeliştiğini vurguladı. Bingöl, Sayıştay’ın hazırladığı raporların bile fonu denetleyemediğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
- Murat Emir: CHP Ankara Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerde konuyu gündeme taşıdı. Emir, TBMM’ye sunulan “Sayıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin, zaten eksik olan denetim mekanizmasını daha da zayıflatacağını ifade etti.
Varlık Fonu’nun Denetim Mekanizması Nasıl İşliyor?
CHP’li vekiller, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atandığına dikkat çekiyor. Bu yapının, fonu fiilen denetim dışı bıraktığını ve herhangi bir hesap verebilirlik mekanizmasından uzaklaştırdığını öne sürüyorlar. Mevcut durumda, fonun yalnızca bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetlendiği, ancak bunun Sayıştay’ın kamu adına yaptığı denetimin yerini tutmadığı belirtiliyor.
Murat Emir, Varlık Fonu bünyesine aktarılan trilyonlarca liralık kamu malının, Cumhurbaşkanı’nın atadığı yönetim tarafından idare edilmesine rağmen, bu yönetimin Sayıştay’a hesap vermemesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Emir, Sayıştay’ın kendi raporlarında dahi Varlık Fonu’nu denetleyemediği yönündeki ifadelerin bu durumu kanıtladığını ekledi.
Hangi Kurumlar Fon Kapsamında?
Türkiye Varlık Fonu bünyesinde yer alan ve kamuya ait olduğu bilinen stratejik kurumlar, denetim tartışmalarının odağında yer alıyor. Bu kurumlar arasında şunlar bulunuyor:
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- BOTAŞ
- PTT
- Borsa İstanbul
- Türk Hava Yolları (THY)
- Türk Telekom
- Eti Maden
- Çaykur
- Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)
- Turkcell
- Vakıfbank
Bu denli kritik ve geniş bir varlık portföyünün, Sayıştay gibi bağımsız bir denetim organının gözetiminden uzak tutulması, muhalefet tarafından “kamu malının güvencesiz bırakılması” olarak yorumlanıyor.
Yasal Düzenlemelerin Rolü
Muhalefet, Varlık Fonu’nun denetimden muaf tutulmasında temel olarak iki yasal düzenlemeye işaret ediyor:
- 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu: Bu yasa, kamu idarelerinin mali yönetim ve kontrolünü düzenlerken, Varlık Fonu’nun bu kapsam dışında bırakıldığı iddia ediliyor.
- 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun: Bu özel kanunun, fonun denetimini sınırlayıcı hükümler içerdiği belirtiliyor. Özellikle Murat Emir, mevcut yasa teklifinin, 6741 sayılı kanuna ekleyeceği yeni maddelerle Sayıştay’ın denetim yetkisini daha da kısıtlayacağını vurguladı.
CHP’li vekiller, bu düzenlemelerin, Sayıştay’ın anayasal görevini yerine getirmesini engellediğini ve Türkiye’nin uluslararası şeffaflık standartlarından uzaklaşmasına neden olduğunu öne sürüyorlar.
HaberDurak.Com olarak konuyu yakından takip etmeye devam edeceğiz. Kamu varlıklarının denetimi ve şeffaflığı konusundaki tartışmaların önümüzdeki dönemde de siyasetin ana gündem maddelerinden biri olması bekleniyor.





