İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan davalar ve iddialarla siyasi hayatının hedef alındığını iddia ederek, bu süreçleri “kumpas” ve “siyasi mühendislik” olarak nitelendirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından Mersin’de düzenlenen “Demokrasi ve Belediyecilik Buluşması”nda konuşan İmamoğlu, özellikle Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret davası ve yeni başlatılan “teröre yardım” soruşturmasına sert tepki gösterdi.
İmamoğlu, hukuksuzluklarla tutsak edildiğini ve karşı karşıya kaldığı durumun “yalanlar yüzünden” olduğunu vurguladı. “Seçim çalışması suç sayıldı, kreş bağışları rüşvet sayıldı, bu yalanlar yüzünden tutsağız,” sözleriyle mevcut yargı süreçlerini eleştirdi.
YSK Hakaret Davası: Siyasi Yasak Hedefi
İBB Başkanı İmamoğlu’nun siyasi kariyerini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyan en önemli dava, YSK üyelerine hakaret suçlamasıyla açılan davaydı. Bu davada İmamoğlu, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmış ve hakkında siyasi yasak istenmişti. Mahkemenin kararını “bir kumpasın ürünü” olarak değerlendiren İmamoğlu, kararın amacının kendisini siyasetten men etmek olduğunu belirtti. YSK üyelerine yönelik ifadelerinin, dönemin İçişleri Bakanı’na yönelik olduğunu yineledi ve yargılamanın siyasi saiklerle yapıldığına inandığını ifade etti.
Yeni “Terör” Soruşturması: Personel Alımları Mercek Altında
İmamoğlu’nun dikkat çektiği bir diğer önemli hukuki süreç ise, İBB’de personel alımları nedeniyle başlatılan “terör örgütüne yardım” soruşturması. Bu soruşturmayı da “uyduruk” ve “planlı” olarak tanımlayan İmamoğlu, “şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 33 bin kişiyi işe almayı terör örgütüne yardım olarak gören bir uyduruk dava ile karşı karşıyayız,” dedi. Bu davanın, tıpkı YSK davası gibi siyasi hayatını bitirme hedefi taşıdığını savundu ve “bu davayı siyasetimizi bitirme davası olarak görüyorum” ifadelerini kullandı.
Kreş Bağışları “Rüşvet” Sayıldı İddiası
Konuşmasında, İBB tarafından vatandaşlardan kreş ve yurt yapımı için toplanan bağışların İçişleri Bakanlığı tarafından “rüşvet” olarak değerlendirilmesine de değinen İmamoğlu, bu durumu “ahlaksızlık” olarak niteledi. İmamoğlu, bu tür adımların, “siyasi mühendislik” çabalarının bir parçası olduğunu ve asıl hedefin İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimine el koymak olduğunu iddia etti. Bu tür kararların, hukuk ve ahlak dışı olduğunu vurgulayarak, belediye olarak halka hizmet etme çabalarının engellenmeye çalışıldığını öne sürdü.
Siyasi Hedef: İstanbul’a “Kayyum” Mu Atanacak?
İmamoğlu, hakkında açılan davaların ve soruşturmaların, “planlı, programlı ve organize” bir siyasi projenin parçası olduğunu savundu. Bu projenin nihai hedefinin, 2019 yerel seçimlerinde halkın iradesiyle seçilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimine “kayyum” atanması olduğunu ileri sürdü. Geçmişte HDP’li belediyelere uygulanan kayyum pratiğine atıfta bulunarak, benzer bir senaryonun İstanbul için devreye sokulmaya çalışıldığını iddia etti. İmamoğlu, bu duruma karşı kararlılıkla mücadele edeceklerini ve İstanbul halkının iradesini savunacaklarını belirtti.
Demokrasi Vurgusu ve Yerel Seçimler
Konuşmasının sonunda, tüm bu süreçlerin bir demokrasi mücadelesi olduğunu vurgulayan İmamoğlu, yerel yönetimlerin gücünün ve halkın iradesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin demokratik değerlerini ve cumhuriyetin temel ilkelerini savunma çağrısı yaparak, “Biz sadece kendimiz için değil, memleketimiz için, 86 milyon vatan evladı için adalet arıyoruz, hukuk arıyoruz, demokrasi arıyoruz,” dedi. Yaklaşan yerel seçimlerin, bu demokrasi mücadelesinde kritik bir dönemeç olacağını ve milletin bu “yalan ve iftiraları” boşa çıkaracağını ifade etti.






